Tarladan Çatala: AB ve Davos Ekibi Tarımı Nasıl Kontrol Etmeyi Planlıyor?
F. William Engdahl, NEO, 29.09.2021
“Sürdürülebilir” kelimesini her duyduğumuzda kulağa hoş gelen sloganların arkasına eleştirel bir şekilde bakmayı hatırlamakta fayda vardır. 2030 yılına kadar 17 sürdürülebilir hedefi olan küresel AGENDA-2030 örneğine yakından bakıldığında “sürdürülebilir bir tarım” yaratma hedefi, AB tarım üretiminin büyük bir bölümünü yok edecek ve halihazırda yükselen gıda fiyatlarını çok daha arttıracaktır. AB Komisyonu, gıda için Yeşil Stratejisini sevimli bir slogan olan "Tarladan Çatala" olarak adlandırıyor. Anlaşma Klaus Schwab'ın her yerde hazır bulunan Dünya Ekonomik Forumu ve Büyük Sıfırlamaları tarafından destekleniyor.
BM ve Davos Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından tanımlanan sürdürülebilirliğin, 2050 yılına kadar Sıfır Karbon emisyonuna ulaşmak anlamına geldiğini unutmayın. Oysa, sipariş üzerine finanse edilmiş sayısız şüpheli bilgisayar modeli dışında CO2'nin küresel ısınma yaratarak gezegenimizi tehlikeye attığını bağımsız olarak kanıtlayan bilimsel bir çalışma yoktur. Zararsız bir gaz olan CO2, tüm insan, hayvan ve tüm bitki yaşamı için gereklidir. Şimdi Avrupa Birliği Komisyonu, yanlış düşünülmüş AB Yeşil Anlaşmasının bir parçası olarak dünyanın en önemli ikinci gıda üreticisinin tarımının kalbine yukarıdan aşağıya radikal bir gündemi zorlamaktadır. Bu gündem eğer uygulanacak olursa, mahsül hasatında ciddi bir düşüşe, et proteininde ciddi bir düşüşe ve belki de en tehlikelisi, yeni genetiği düzenlenmiş mahsulleri veya GDO.2'yi düzenleyen mevcut AB yasasının tersine çevrilmesine neden olacaktır, elbette bunların küresel sonuçları da olacaktır.
Tarladan Çatala…
Mayıs 2020'de AB Komisyonu Tarladan Çatala Stratejisini yayınladı. Resmi Brüksel retoriğine bakılacak olursa, adeta bir gıda nirvanasının geldiğini zannedersiniz. “Tarladan Çatala Stratejisi, gıda sistemlerini adil, sağlıklı ve çevre dostu hale getirmeyi amaçlayan Avrupa Yeşil Anlaşması'nın kalbinde yer alıyor” diyorlar. Kulağa süper geliyor.
Daha sonra baklayı ağızlarından çıkarıyorlar: “Bugün küresel Sera Gazı emisyonlarının yaklaşık üçte birini oluşturan, büyük miktarlarda doğal kaynak tüketen, biyolojik çeşitlilik kaybına ve olumsuz sağlık etkilerine neden olan gıda sistemlerimizi yeniden tasarlamamız gerekiyor… ” Bu, çiftçileri CO2 emisyonu ihlalcileri olarak etiketleyip linç etmek ve mevcut gıda üretimimizi şeytanlaştırmak için tutulan akıllıca(!) bir yoldur. Peki Çözüm(!) nedir? “Yeni teknolojiler ve bilimsel keşifler, artan kamu bilinci ve sürdürülebilir gıda talebiyle birleştiğinde tüm paydaşlara fayda sağlayacak.” Hangi yeni teknolojiler olduğuna birazdan geleceğiz.
Brüksel'deki seçilmemiş (yani atanmış) bürokratlar, 2050 yılına kadar küresel sera gazı emisyonlarının üçte birini ortadan kaldırmak için nasıl “gıda sistemlerimizi yeniden tasarlamayı” planlıyor? Tabii ki üretim için yeni ve maliyetli girdiler talep ederek , çiftçileri iflasa zorlayarak ve güvenliği kanıtlanmamış, radikal, yeni genetiği manipüle edilmiş patentli bitkilerin yetiştirilmesini dayatarak. Her şeyden önce, genetiğiyle oynanmış bitki yetiştirmeye yönelik mevcut fiili yasağı kaldırmayı planlıyorlar. Genom Düzenlemede kullanılan genom editörlerinden CRISPR'i sıkça duymaya başladık. Bilmeyenler için CRISPR, Pfizer ve Moderna'nın COVID-19 mRNA aşılarında kullandığı güvenilirliği kanıtlanmamış riskli teknolojinin aynısıdır.
AB Tarımdan Sorumlu Komisyon Üyesi Janusz Wojciechowski, Tarladan Çatala Yeşil Gündem hakkında şunları söylüyor: “Çiftçilerin üretim yöntemlerini kökten değiştirmeleri ve yeni tarımsal geçişi başlatmak için teknolojik, dijital ve uzay tabanlı çözümlerden en iyi şekilde yararlanmaları gerekecek. ” Bu yüzden radikal bir dönüşüm planlıyorlar. Kulağa çok uğursuz geliyor.
Pestisitsiz organik tarımın payını AB toplamının %25'ine yükseltmek ve aynı zamanda kimyasal pestisit kullanımını 2030 yılına kadar %30 azaltmak, konunun uzağında olan kişilerin kulağına son derece harika geliyor. Aynen vakti zamanında Monsanto ve GDO endüstrisinin, GDO'lu mahsullerinin pestisit ihtiyacını azalttığı iddiaları gibi, bu da bir yalandır. AB bunu, genetiği değiştirilmiş bitki ve hayvanların tarımda kullanılmasına izin veren katı AB kurallarında radikal bir değişiklik getirmek için yem olarak kullanıyor. Mayıs 2020 tarihli Tarladan Çatala Yeşil Anlaşma belgesinde AB, Komisyonun “gıda tedarik zinciri boyunca sürdürülebilirliği iyileştirmek için yeni genomik tekniklerin potansiyeline bakacak bir çalışma yürüttüğünü” belirtiyor. Bu, CRISPR/Cas9 genetik modifikasyonu yoluyla genom düzenleme,anlamına gelmektedir.
'Yeni Genomik Teknikler'
Bu yılın Nisan ayında AB Komisyonu, Yeni Genomik Teknikler (NGT'ler) üzerine bir çalışmayı yayınladı. NGT'ler, genetiği değiştirilmiş bitkiler ve hatta hayvanlar üretiyor. Rapor, NGT'lerin "bir organizmanın genomunu değiştirmeye yönelik tekniklerin, Avrupa Yeşil Anlaşması ve Tarladan Çatala Stratejisinin hedeflerinin bir parçası olarak daha sürdürülebilir bir gıda sistemine katkıda bulunma potansiyeline sahip olduğunu" iddia ediyor. Rapor, GDO'lu ürünlerin kapsamlı bir şekilde test edilmesini ve etiketlenmesini gerektiren GDO'lu ürünlerin onaylanmasına ilişkin katı AB yasalarını değiştirmek için “kamuoyunda bir tartışma” çağrısında bulunuyor.
GDO mahsullere serbestlik tanıyan ABD'nin aksine, 2001'den kalma bu yasa AB genelinde GDO kullanımını başarıyla kısıtlamıştır. 2018'de AB mahkemesi olan Avrupa Adalet Divanı, Genetiği düzenlenmiş (edit edilmiş) mahsullerin birinci nesil genetiği değiştirilmiş (GDO) organizmalarla aynı katı düzenlemelere tabi olması gerektiğine karar verdi. Davos ve AB Tarladan Çatala Gündeminin anahtarı, pestisitlerin yerini alabileceği iddia edilen gen-düzenlenmiş ekinlerle değiştirilecek pestisitlerde radikal bir azalma olacağı iddiasıdır.
AB Komisyonu, Bayer-Monsanto ve diğer GDO lobisiyle işbirliği içinde, bu mahkeme kısıtlamasını kaldırmak için çok çalışıyor. Sağlık ve Gıda Güvenliğinden Sorumlu Komisyon Üyesi Stella Kyriakides, Nisan ayındaki AB çalışması hakkında şunları söyledi: "Bugün yayınladığımız çalışma, Yeni Genomik Tekniklerin Tarladan Çatala Stratejimizin hedefleri doğrultusunda tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini destekleyebileceği sonucuna varıyor." Oysa yeni "Genomik Teknikler" denilen şey , genetiği değiştirilmiş ekinleri aklamak için bir örtmeceden başka bir şey değildir.
Yeşil Stratejiden sorumlu AB Başkan Yardımcısı Franz Timmermans, pestisitlerde büyük kesintiler vaat etmenin cazibesini açıkça kabul ederek, bunun gen düzenleme üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması sayesinde olacağını ima etti. Yakın tarihli bir AB Yeşil Hafta konferansında, AB'nin çiftçilere hassas tarımı benimsemeleri ve tohumları optimize etmek için bilimsel keşiflerden yararlanma araçları vermeyi hedeflediğini söyledi: "Pestisitlere olan bağımlılığımızı bu şekilde sınırlandırıyoruz." elbette bu Tohumları optimize etmek için hassas tarım ve bilimsel keşifler, yasal olarak kısıtlanması istenmeyen gen düzenlemenin kitlesel olarak tanıtılması için Brüksel'in aldatıcı konuşmasıdır. “Ekolojik tarıma gitmek, hepimizin çimen yiyip mağaralarda yaşamamız gerektiği anlamına gelmiyor, bizi oraya götürmek için en son teknolojiyi kullanmamız gerekiyor” dedi. Bu, gen düzenleme dedikleri CRISPR'dir.
Uzun lafın kısası Tarladan Çatala'nın özü, CRISPR editörü ile genleri düzenlenen bitki veya hayvanları, eski versiyon GDO ile aynı katı "ihtiyati ilke" kuralları kapsamında ele alan 2018 ECJ mahkeme kararının planlı olarak iptal edilmesidir. Herhangi bir kısıtlama olmaksızın, Bayer-Monsanto gibi gen düzenleme şirketleri, deneysel ve kanıtlanmamış genetiği değiştirilmiş sebze ve et ürünlerini, paketlerinin üzerinde herhangi bir uyarı etiketi olmaksızın diyetimize dahil etmekte özgür olmak istemektedir.
ABD'de, USDA ve düzenleyicilerin CRISPR yoluyla genleri düzenlenmiş soya yağına, kahverengileşmeyen mantarlara, daha lifli buğdaya, daha iyi üreten domateslere, herbisite toleranslı kanola ve büyüdükçe toprak kirliliğini emmeyen pirincin kullanılmasına izin verdiği böyle bir GDO serbestlik rejimi zaten mevcuttur. ABD'deki Genetiği Edit Eilmiş Balıklar ve hayvanlar üzerine çalışılan projeler arasında, CRISPR kullanarak sadece erkek buzağıları olan inekler; Kastrasyona ihtiyaç duymayan domuzlar; Boynuzsuz süt inekleri ve daha fazla kas hücreli yayın balığı gibi projeler sayılabilir. İnsanın ağzı sulandırıyor(!) …
CRISPR Faydaları Değil Riskleri Büyük
Bayer-Monsanto'dan ve Syngenta, BASF ve DowDupont'un Corteva'sı dahil olmak üzere diğer GDO tarım devlerinden, Genetiği değiştirilmiş mahsuller veya hayvanlarla ilgili AB düzenlemelerini kaldırmak için büyük lobicilik baskıları geliyor. Kasım 2020'de Bayer-Monsanto bitki bilimi bölümü başkanı Liam Condon, bir Bayer Çiftçiliğin Geleceği konferansına, Bayer'in AB'nin GDO yönergelerini gen düzenlemesini muaf tutacak şekilde değiştirmek için "çok güçlü" lobi yaptığını söyledi. Condon, “Yönergelerin teknolojiyi yakalaması ve bu teknolojinin [yalnızca] Avrupalıların yararına değil, aynı zamanda yönergeleri avrupadan alan dünyanın her yerindeki diğerlerinin yararına kullanılmasına izin vermesi gerektiğini çok güçlü bir şekilde teşvik ediyoruz” dedi. Condon, gen düzenleme ve CRISPR teknolojisini, tarımın daha sürdürülebilir olmasını sağlayacak “inanılmaz bir atılım” olarak nitelendirdi. Onun söylemediği şey ise, genetiğiyle oynanmış mahsullerin kuralsızlaştırılmasının Bayer-Monsanto ve diğer büyük GDO şirketlerinin çiftçilerden patentli "sürdürülebilir"(!) tohumları için ücret almasına izin vermesiydi.
Genetiği Düzenlenmiş (edit edilmiş) sebze veya etler iddia edildiği gibi hiç risksiz değildir. Teknoloji hiçbir şekilde hassas veya kontrollü değildir ve genellikle istenmeyen genetik değişiklik, hatta diğer türlerden yabancı DNA'nın, hatta yabancı genlerin tamamının, genetiği düzenlenmiş organizmaların genomuna yanlışlıkla eklenmesi gibi öngörülemeyen sonuçlar doğurabilir.
Bu hala yeni bir deneysel teknolojidir. Bayer-Monsanto gibi savunucuları, bitkilerin gen düzenlemesinin hassas olduğunu iddia ediyor. Araştırmalar ise bu iddiaların kanıtının olmadığını gösteriyor. The Bioscience Resource Project'ten Dr. Allison K Wilson, "bitki gen düzenleme yöntemleri aynı zamanda UT'leri (İstenmeyen Özellikler veya genetik hasar) ortaya koymaya eğilimlidir...hem hayvanlardan hem de bitkilerden elde edilen yeni kanıtlar, gen düzenlemenin kendisinin hedef noktada yada civarında istenmeyen mutasyonlara neden olabileceğini göstermektedir. . Bunlar, vektör, bakteri ve diğer gereksiz DNA'nın eklenmesini ve büyük DNA delesyonlarının ve yeniden düzenlemelerinin istemsiz girişini içerir.
Bunlar göz ardı edilebilecek küçük kusurlar değildir. Wilson, "bitki gen düzenleme sonuçları kesin olmayan ve tahmin edilemez ve kullanılan tekniklerin kombinasyonuna bağlı olarak gen düzenlemenin oldukça mutajenik olabileceği sonucuna varıyor. Teoride bir gün sürdürülebilir tarımın geniş gereksinimlerini karşılayan bir GD mahsul yaratmak mümkün olsa da, pratikte bunun gerçekleşmesi pek olası görünmüyor.”
Global Ag Media'nın AB Tarladan Çatala stratejisinin bir analizine göre, “bu stratejilerin etkisi, AB üretim kapasitesinde ve çiftçilerinin gelirinde eşi görülmemiş bir azalma olacaktır. Tüm sektörler, üretimde %5 ila %15'lik düşüşler gösterirken, en çok etkilenen sektör hayvancılık sektörü olacaktır… Bu arada, senaryo ne olursa olsun, üretim fiyatlarında, çoğu çiftçinin gelirlerini olumsuz yönde etkileyecek %10 civarında net bir artış öngörülmektedir. AB çiftçiler birliği Copa-Cogeca, politikanın tarım kapasitesinde eşi görülmemiş bir azalmaya yol açacağı konusunda uyarıyor. Ancak “sürdürülebilir tarım”ın gerçek amacı bu olsa gerek.
Davos ve AB Tarlasından Çatala
Radikal AB Tarladan Çatala Yeşil gündemi, ta 2014'te “Tarladan Çatala Ticareti Etkinleştirmek: ” adını verdiği şeyi teşvik eden Davos Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) yankı buluyor. Ocak 2018 tarihli bir WEF raporunda, “CRISPR-Cas gibi gen düzenleme teknolojileri, çok özellikli iyileştirmeler elde etmek için bir yol sağlayabilir ve gıdaların kuraklık direncini ve besin içeriğini geliştirirken üretkenlikte bir adım değişikliği sağlayabilir. “ Bu, WEF Gıda Güvenliği ve Tarım Girişimleri ve Büyük Sıfırlama kapsamında McKinsey & Co ile birlikte yapıldı. WEF Forum Ortakları arasında Bayer, Syngenta, BASF bulunmaktadır. WEF web sitesine göre, "Dünya Ekonomik Forumu, Ocak 2020'de Davos'ta gerçekleştirilen Yıllık Toplantısında, Avrupa Yeşil Anlaşması'nın nasıl katalize edileceğini araştırmak için endüstri ve iş dünyasının liderlerini Başkan Yardımcısı Frans Timmermans ile bir araya getirdi." Bayer'den Liam Condon ve Syngenta ve BASF başkanı da oradaydı.
AB tarım sektörü, genetiği düzenlenmiş (edit edilmiş) GDO rejimine dahil edilirse ve bunun sonucunda üretimi radikal bir şekilde azalırsa, bu, dünya çapında giderek daha büyük gıda kıtlığına neden olacaktır. Bu, COVID-19 öjeni Büyük Sıfırlama gündemiyle birlikte Davos planıdır. Tarladann Çatala sloganı kulağa zararsızmış gelse de aslında hiç öyle değildir.
kaynak: journal-neo.org/2021/09/29/farm-to-fork-how-the-eu-and-the-davos-cabal-plan-to-control-agriculture/
Comments
Post a Comment