USAID ve ABD Hükümetinin Ukrayna Medyasını Nasıl Kontrol Ettiği


Bir gazeteci, 22 Ocak 2025'te Ukrayna'nın Sumy kentinde gerçekleşen bir Rus insansız hava aracı saldırısının ardından hasar görmüş bir evi inceliyor. (Denys Kryvopyshyn / Getty Images aracılığıyla)

Tanya Lukyanova, 18 Şubat 2025, The Free Press


Ukrayna’da USAID
USAID, Ukrayna’daki “bağımsız” medyanın büyük çoğunluğunu finanse etti. Amerikan vergi mükelleflerinin fark etmediği şey ise paralarının gerçeğin bastırılması için harcandığıydı.
Kamera kayıttayken ortalık karıştı. Tarih 21 Ocak 2024’tü ve bağımsız bir Ukraynalı gazeteci olan Ostap Stakhiv, Ukrayna’nın kötü şöhrete sahip askerlik şubesi TCC tarafından yasadışı şekilde alıkonulduğunu iddia eden Vasyl Pleskach ile gerçekleştirdiği görüntülü görüşmeyi canlı olarak yayınlıyordu. Bu birim, sokaktan adam kaçırmak ve onları cepheye göndermekle suçlanıyor. Direnen bazı kişilerin işkence gördüğü — hatta belgelenmiş birçok vakada — öldürüldüğü iddia ediliyor.
Röportajın ortasında Stakhiv, polisi aradı; amacı Pleskach’ı TCC’nin elinden kurtarıp kurtaramayacaklarını öğrenmekti. Tam o sırada, polis hâlâ hatta iken, iri yarı bir adam Vasyl’in kadrajına girdi, Pleskach’ın yanına gitti ve onu suratına sertçe vurdu. Telefonu yere düşüp yan döndü, ancak kayıtta kalmaya devam etti. “Şu anda onu dövüyorlar,” dedi Stakhiv polise, Vasyl’in görüntüsü çalkalanırken. “İnsanlar bunu canlı izliyor. Şu an dövüyorlar. YouTube kanalıma girip kendiniz görün.” Ekran dışından Pleskach’ın çığlıkları yaklaşık bir dakika boyunca duyuldu, ardından hat koptu.
Ukrayna’daki medya kuruluşlarının hiçbiri bu saldırıyı haberleştirmedi. Ancak yaklaşık bir ay sonra Babel adlı bir Ukrayna haber sitesi, Stakhiv hakkında bir makale yayınladı. Başlık mı? “Siyasette Başarısız Olmuş ve Aşı Karşıtı Ostap Stakhiv, Devasa Bir Askerlik Karşıtı Ağ Kurdu.” Makalede gazeteci, Ukrayna’nın seferberlik çalışmalarını engellemek, Kremlin anlatılarını yaymak ve orduya olan güveni sarsmakla suçlanıyordu. (Babel, The Free Press’in röportaj talebine yanıt vermedi.)
Yorum: Yani Ukrayna medyası, söz konusu gazeteciyi karalamak için bir haber yapmış ve onu “aşı karşıtı” olarak bile yaftalamış. Bu tanım, ABD’de yaygın kullanılan bir ifade olmasıyla dikkat çekiyor. Ukrayna’da çoğunluk aşıya sıcak bakmıyordu ve kimilerine göre bunun nedeni Rus dezenformasyonuydu. Temmuz 2022 itibarıyla nüfusun yalnızca %35’inin aşılandığı, sonrasında ise aşılanma oranının takip edilmediği söylenmişti. Başka bir deyişle, birini “aşı karşıtı” olarak etiketlemek ABD’de bir karalama yöntemi olarak anlamlı olabilir ama Ukrayna için pek geçerli sayılmaz.
Babel’in dışında, Detector Media ve Bihus Info gibi başka Ukrayna kuruluşları da benzer haberler yaptı — hatta bazılarında aynı ifadeler birebir kullanılıyordu. Ukrayna’da bağımsız bir gazeteci olan Jean Novoseltsev, The Free Press’e verdiği röportajda, “Koskoca paragrafların kelimesi kelimesine kopyalandığını görebiliyorsunuz,” dedi. “Aynı talimat metninin kendilerine gönderildiğini anlamak mümkün.” (Detector Media ve Bihus Info da röportaj taleplerine yanıt vermedi.)
Sonbahara gelindiğinde, Ukrayna güvenlik servisi (SBU), Stakhiv’i tutukladı ve kefaletsiz 60 gün boyunca gözaltında tuttu. Medyanın büyük bir kısmı bu suçlamaları, “Ukrayna’nın askeri konumlarını ifşa eden bir vatan haini”nin ifşa edilmesi gibi yansıttı.
Bu noktada, Babel, Detector Media veya Bihus Info’nun Ukrayna hükümeti tarafından kontrol edilen kuruluşlar olduğunu düşünüyorsanız, bir daha düşünün.
Stakhiv’e karşı saldırılar düzenleyen bu üç yayın — ve diğer pek çoğu — Ukrayna hükümetinden değil, en azından Ukrayna’dan hiçbir devlet fonu almıyor. Öte yandan bir basın özgürlüğü grubu olan Kitle İletişim Enstitüsü (Institute of Mass Information) direktörü Oksana Romaniuk’a göre, Ukrayna’da on medya kuruluşundan dokuzu “hayatta kalmak için Batı’dan gelen hibeler”e muhtaç durumda.
Bu kuruluşların başlıca finansörü, Internews adlı bir STK. Internews, 2024 yılında Ukrayna’da 536 medya kuruluşuna “kapsamlı destek” sağladığını ve 5.000’den fazla gazeteciyi eğittiğini açıkladı. Bazı Ukrayna yayınları, bütçelerinin %80’ini Internews’ten sağlıyor.
Peki Internews parasını nereden alıyor? Geçtiğimiz haftaya kadar (musluk kapanana dek) esas olarak USAID’den geliyordu; 2008’den bu yana tam 473 milyon dolarlık fon almıştı.
Internews, misyonunu “gazetecileri eğitmek, internet özgürlüğünü geliştirmek ve medya kuruluşlarının mali açıdan sürdürülebilir hâle gelmesine yardımcı olmak — böylece herkesin bilinçli kararlar almasına ve iktidarı denetlemesine imkân tanıyacak güvenilir bilgilere ulaşmasını sağlamak” olarak tanımlıyor. 2023 itibarıyla “9.000’den fazla gazeteciyi eğittiğini, 4.291 medya kuruluşuna destek verdiğini ve dünya genelinde 778 milyon kişiye yayınlarıyla ulaştığını” iddia ediyor. USAID ile ilişkisi yalnızca hibelerle sınırlı değil: Internews CEO’su Jeanne Bourgault, altı yılını USAID’de geçirmiş ve şu anda USAID danışmanı olan Ray S. Jennings ile evli. (Internews, röportaj talebine yanıt vermedi.)
Kısa süre önce gerçekleştirilen bir radyo röportajında Romaniuk, bu desteği kısmen övdü; çünkü savaş nedeniyle Ukrayna’da reklam pazarı büyük ölçüde yok olmuş durumda ve birçok yayın bu destek olmadan kapanırdı. (USAID, Internews aracılığıyla verdiği fonları kestiğinden beri, bu kuruluşların birçoğu mali zorluklarla mücadele ediyor.) Romaniuk’un övgüsünün ikinci nedeni ise şuydu: “Medya, hükümeti toplum karşısında sorumlu tutar. Eğer medya düzgün bir şekilde desteklenmezse… ne olur? Yolsuzluk gelişir. İktidar suistimalleri, insan hakları ihlalleri vb. büyür,” diye açıkladı.
USAID’in Ukrayna’daki medya programının, rekabetçi bir Ukrayna medya ortamını teşvik ettiği için bazı olumlu yönleri olduğu kesin. Ancak eleştirmenler, bu paranın birtakım koşullarla geldiğini söylüyor. Hükümeti sorumlu tutmak yerine, USAID/Internews destekli Ukrayna medyası, hükümetin tercih ettiği anlatıya meydan okumaya cüret eden, örneğin Stakhiv gibi, bağımsız gazetecileri itibarsızlaştırmaya çalışarak zaman zaman hükümetin en yüksek sesli destekçisine dönüşüyor. İz sürmesi gereken “watchdog” (gözetleme köpeği) olmak yerine, hükümetin “bekçi köpeği” gibi davranarak, resmî makamların istemediği haberlerin yayınlanmamasını sağlıyorlar.
Savaş dönemlerinde sansür evrensel ve her dönemde görülen bir uygulama. Dolayısıyla, 2022’deki Rusya işgalinden bu yana var olma mücadelesi veren Ukrayna’nın, ülke medyasının yayınlarını büyük ölçüde kontrol etmesi şaşırtıcı değil. 2023 tarihli bir Dışişleri Bakanlığı (ABD) raporu, Ukrayna hükümetinin “ulusal güvenliği tehdit ettiği düşünülen veya yetkililerin ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü zayıflattığına inandığı görüşleri dile getiren medya kuruluşlarını ve gazetecileri yasakladığını, engellediğini veya yaptırım uyguladığını” belirtiyor. Rapora göre, hükümeti eleştiren araştırmacı gazeteciler zaman zaman hükümete yakın kanallar tarafından desteklenen olumsuz sosyal medya kampanyalarıyla hedef alınmış durumda. Bu koşullarda, otosansürün de giderek arttığı belirtiliyor.
Evet, Ukrayna’daki sınırlamalar, Rusya’daki kadar baskıcı değil. Rusya’da hükümet, işgalin ardından, savaşı “savaş” olarak nitelendirmeyi bile 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandıran bir dizi katı yasa çıkardı. Ukrayna’da ise savaşın başlamasıyla, “ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit eden, savaşı öven, ırksal veya dinsel çatışmayı kışkırtan veya Rusya’nın ülkeye saldırısını destekleyen” ifadeler yasaklandı. Birkaç oligarkın kontrolündeki yayın organları konsolide edildi ve şu anda ağırlıklı olarak hükümet onaylı yayınlar yapıyorlar. 2022’de altı büyük televizyon kanalı, halka tek sesli bir savaş mesajı vermek için 24 saatlik yayınlar yapmaya başladı.
“Bütün TV kanallarını kapattılar ve yerlerini bu tek sesli TV maratonu aldı,” diye anlatıyor Novoseltsev, The Free Press’e. “İki yıldır ‘Ukrayna kazanıyor, neredeyse hiç kaybımız yok, cumhurbaşkanımız en adil kişi, bütün dünya yanımızda’ diye yayın yapıyorlar… insanlar bunun propaganda olduğunu kısa sürede anladı.”
Dışişleri Bakanlığı raporunda, “hükümetin sansür uyguladığı, içerik sınırladığı ve yetkilileri eleştiren veya Rusya yanlısı görüşler ifade eden kişilere ve medya kuruluşlarına mali yaptırımlar uygulayarak, web sitelerini yasaklayarak ve televizyon kanallarını engelleyerek ceza verdiği” olaylardan da söz ediliyor.
Ancak raporda, ABD hükümetinin bizzat bu uygulamaları finanse ettiği gerçeğine değinilmiyor. Bir ülkenin, savaş zamanında ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasalar çıkarması başka bir şey; “bağımsız” medya kuruluşlarının, Amerikan vergi mükelleflerinin fonlarıyla tam da hükümet denetimi görevi üstlenmeleri beklenirken, aynı sansür uygulamalarına katılarak, hak ihlallerini haberleştiren gazetecilere karşı karalama kampanyası yürütmesi bambaşka bir şey.
2023’ten bu yana süregelen en bariz ihlallerden biri, askeri görevlilerin sokaktaki erkekleri zorla alıp götürmesi, evlere zorla girmesi, hatta askere katılmayı reddeden erkeklere işkence yapması. Bu ihlalleri belgeleyen düzinelerce video sosyal medyada yaygın şekilde paylaşıldı. Ukrayna halkı, bu konuda haber yapılmasını talep ediyor.
Ancak USAID tarafından finanse edilen medya kuruluşlarında bu haberler ya çok az yer aldı ya da hiç yer almadı.
“Bazı kuruluşlar viral olan münferit olayları haberleştirse de bunun ötesine geçmediler,” diyor Novoseltsev. “Diğerleri konuyu tamamen görmezden geldi.”
The Free Press tarafından USAID destekli medyaya ilişkin yapılan bir inceleme bunu doğruluyor. Stakhiv’i hedef alanlar arasında yer alan Bihus Info, zorla askere alma konusunda hiç haber yapmamış. Video’larının yorum kısmında izleyiciler “TCC hakkında ne zaman araştırma yapacaksınız?” diye soruyor.
Şimdi, Trump yönetiminin Internews/USAID hibelerini askıya almasıyla, mali kaynakları kesilen ve bağış talebinde bulunan bazı USAID destekli yayınlar, bağımsız faaliyet gösterdiklerini savunuyor. Oysa Internews’in Rusya’da medya hibeleri dağıttığı Astra adlı bağımsız bir yayın kuruluşunun tecrübesi farklı bir şeyi gösteriyor.
Astra, Internews fonuna başvurduğunda “Internews tarafından atanan bir editörün” zorunlu olduğu söylenmiş. Astra’nın genel yayın yönetmeni Anastasia Chumakova bu duruma çok şaşırmış.
“Nasıl olur da fon sağlayanlar yazıları düzenler ve sözde bağımsız medya kuruluşları bunu kabul eder? ‘Bağımsız’ kelimesi bununla nasıl yan yana gelebilir?” diye yazdı Telegram’da.
2022’nin sonlarında Novoseltsev, zorla askere alma konusunu haberleştirmeye başlayan az sayıdaki Ukraynalı gazeteciden biri oldu — zira neredeyse kimse bu konudan söz etmiyordu. TCC ile doğrudan tecrübesi olan onlarca kişiyle röportaj yaptı, YouTube kanalında canlı yayınlar gerçekleştirdi ve bu süreçte 140 bin abone kazandı.
Ocak 2024’te ise YouTube kanalı kapatıldı. YouTube yöneticisiyle görüşen ve konuşmayı kaydeden Novoseltsev, yöneticiye neden kapatıldığını sorduğunda karşı taraftan da bir bilgi alamadı. Fakat yönetici, bunun muhtemelen hükümet sansürü olduğunu tahmin ettiğini söyledi. “Biz bu konuda tartışmaya girmek istemiyoruz,” dedi yönetici. Novoseltsev’in kanalı bir daha açılmadı.
Birkaç gün içinde, Novoseltsev kendini cezaî suçlamalarla karşı karşıya buldu; “Ukrayna Silahlı Kuvvetlerini engellemek”le suçlanıyordu. Temmuz ayının sonlarında tutuklandı. USAID destekli medyada çıkan haberler ise yine aynı kalıba uyuyordu: “SBU, Seferberliğe Direnme Çağrıları Yapan Propagandist ve Askerlik Karşıtı Jean Novoseltsev’i Gözaltına Aldı,” diye yazdı Babel, tipik bir başlıkta.
O, “sahte gazeteci,” “provokatör” ve “propagandacı” diye yaftalandı. Bazı makalelerin, Stakhiv hakkında yazılanlara “çok benzediğini” belirtiyor Novoseltsev.
“Tek bir propaganda cümlemi bulsunlar,” diyor. “Bir örnek gösterin. Tüm ifadelerim kayıtlarda var; bulmak kolay olmalı.”
Yetkililer onu seferberliği engellemek, silahlı direnişe teşvik etmek ve askerî bilgileri sızdırmakla suçladı — ki bu iddialar, onun ifadesine göre dosyasına bile girmedi. Dosyada yer alan tek ifade ise, “Eğer insanları kırbaçla cepheye sürerseniz, motive olmuş askerler elde edemezsiniz. Kölelerden oluşan bir ordu kurmuş olursunuz,” şeklindeki sözleriydi.
Üç gün hapiste kaldıktan sonra, destekçileri kefalet ücretini topladı. Şu anda yargılanmayı bekliyor ve yetkililer sürekli duruşmayı erteliyor — muhtemelen ortada bir dava olmadığını bildikleri için, diyor.
Haberlerinin Kremlin’in işine yarayıp yaramadığı sorulduğunda Novoseltsev oldukça net bir yanıt veriyor: “İnsanları istemedikleri hâlde cepheye zorla sürenler Kremlin’in ekmeğine yağ sürüyor. Bunu haber yapanlar değil.”
Novoseltsev, zorla askere alma başta olmak üzere çeşitli konularda çeşitli video platformlarında ve Telegram kanalında yayın yapmaya devam ediyor. 19 Ocak’ta yeni bir YouTube kanalı açtı. Adını MUGA koydu: “Make Ukraine Great Again” (Ukrayna’yı Yeniden Harika Yap).
Yorum: Makale, Rusya’nın saldırısı ve Ukrayna’daki basın özgürlüğünün daha iyi olduğu yönünde Batı kaynaklı bir bakış açısı sunsa da, metnin geneline bakınca farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Batı’dan gelen paralar, Ukrayna’daki propaganda medyasının işleyişini sağlarken, muhalif sesler susturuluyor.

The Free Press, California merkezli olup daha önce “Common Sense” ismiyle faaliyet gösteriyordu.
Kaynak:
https://www.thefp.com/p/us-government-controls-ukrainian-media

Comments

Popular posts from this blog

KİTAP ÇEVİRİSİ: MAURICE NICOLL-ÇALIŞMA FİKİRLERİNİN BASİT AÇIKLAMASI

POLİTİK PONEROLOJİ: A.M. LOBACZEWSKİ - ÖZET